GEBELİKTE GİZLİ TEHLİKE: TOKSOPLAZMA

21 Mayıs 2021 Cuma 11:23


Toksoplazma enfeksiyonu nedir?

Toksoplazma enfeksiyonu, Toxoplasma Gondii adı verilen parazitin vücuda girmesiyle meydana gelen bir hastalıktır. Dünyadaki en yaygın enfeksiyonlardan biri olup ülkemizde yapılan çalışmalarda toplumun %20-60 ‘ının bu parazit ile enfekte olduğu bildirilmiştir. ABD’de bu oran 12 yaş ve üstü bireylerde %22.5’tir. Toksoplazma özellikle sıcak, rutubetli iklim ve düşük rakımlı bölgelerde sık görülüp bazı toplumlarda enfekte olma oranı %95’e ulaşmaktadır.

Parazitin trofozoit, kist ve ookist olmak üzere üç farklı formu vardır. Ookist formu kedi dışkısı ile bulaşan formudur ve dışkı ile enfekte besinleri yiyen hayvanların etinin iyi pişirilmeden yenmesi veya bununla kirlenen sebze ve meyvelerin iyice yıkanmadan tüketilmesi ile insana bulaşır.

Çiğ ya da az pişmiş olarak yenen etlerden ya da kedi bakımı sırasında kedinin dışkısından insana bulaşan toksoplazma, gebelik esnasında enfeksiyon oluşmasına ve bu enfeksiyonun anne karnındaki bebeğe geçmesine neden olabilir.

Ortalama olarak her 1000 gebelikten 1-2 sinde gebelik sırasında akut toksoplazma enfeksiyonu geçirilir. Gebelikte geçirilen enfeksiyonlar da diğer insanlarda olduğu gibi çoğu zaman fark edilmez ve annede şikâyetlere sebep olmaz. Bazen grip benzeri ateş, yorgunluk, halsizlik, kas ve eklem ağrıları gibi hafif belirtilerle kendiliğinden iyileşir.

Toksoplazma enfeksiyonu tam bağışıklık bırakan bir enfeksiyondur ve bu enfeksiyonu yalnızca bir kez geçiren ve hamilelikte yapılan bağışıklık testlerinde bu hastalığı geçirdiği saptanan anne adaylarının toksoplazma geçirme olasılığı olmadığı kabul edilir.

Belirtileri nelerdir?

Toksoplazma enfeksiyonu sıklıkla belirti vermeden geçirilen bir enfeksiyondur. Gebelikte geçirilen enfeksiyonun belirti vermeden seyretmesi enfeksiyonun bebeğe geçme riskini azaltmaz. Toksoplazma belirti verdiğinde bu sıklıkla lenf bezlerinin şişmesi, ya da döküntüler şeklindedir. Ağır durumlarda enfeksiyonu geçiren bireylerde gözün retina tabakasının enfeksiyonu, kalp kasının enfeksiyonu, beyin ve beyni örten zarların enfeksiyonu gibi organ enfeksiyonlarına ait belirtiler oluşabilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış lösemi, lenfoma, AIDS hastaları ile organ nakli yapılan hastalarda çok daha ağır seyredebilir ve hatta ölümlere neden olabilir.

Bebeğe ne gibi zararlar verebilir?

Enfeksiyonun bebeğe geçiş oranı; birinci trimesterde (0-3 ay) %15, ikinci trimesterde %30, üçüncü trimesterde ise %60’tır. Fakat ilk trimesterde bebeğe geçen enfeksiyon daha ciddi sorunlara neden olur. Gebelik oluşumundan önce geçirilen enfeksiyon gebelik açısından risk yaratmaz. Bebeğe geçen enfeksiyon, düşük, rahim içerisinde ölüm, beyin hasarı, hidrosefali (beyinde su toplanması), serebral kalsifikasyon, görme problemleri (koryoretinit), zeka geriliği, işitme problemleri, gelişme geriliği, karaciğer ve dalakta büyüme, sarılık, zatürre, miyokardit, trombositopeni, döküntü gibi problemlere yol açabilir.

Doğumdan önce enfekte olan bebeklerin bir kısmında doğum sonrası belirti görülmeyebilir ancak yaşamın ilerleyen zamanlarında görme kaybı, mental yetersizlik ve nöbet gibi sorunlarla karşı karşıya kalınabilir. Bunun önüne geçmek için de toksoplazmazisli annelerin çocuklarının belirli aralıklarla takip edilmesi önerilmektedir.

Gebelikte toksoplazmadan korunmak için neler yapılabilir?

Herhangi bir aşısı olmayan bu riskli durumla gebelik sürecinde karşı karşıya kalma riskini azaltmak mümkündür. Özellikle evde kedi besleyenlerin gebelik sürecinde bazı hususlara dikkat etmesi gerekmektedir. Gebeler kedinin dışkısı ile temas etmemeli, dışkısı ve kumunu gebe olmayan kişiler temizlemeli ve kediye dokunduktan sonra eller sabunla iyice yıkanmalıdır. Ayrıca kedilerin kontamine canlı (fare) veya gıda maddesi tüketmesini önlemek için kediler dışarı çıkarılmamalı, konserve besinlerle beslenmelidir. Kedi dışkısından bulaşması olası ve dış ortama oldukça dayanıklı olan ookist kontaminasyonunu önlemek için toprağa çıplak elle temas etmemeli, edildiğinde eller iyice yıkanmalıdır. Çiğ ya da az pişmiş et, salam sucuk gibi yiyecekler tüketilmemeli, çiğ ete çıplak elle yapılan temas sonrası eller ve çiğ eti keserken kullanılan bıçaklar iyice yıkanmalıdır. Pastörize olmayan süt ve süt ürünleri tüketiminden uzak durulup, peynir tüketiminde de çiğ sütten hazırlanan taze peynirler yerine salamura ve önceden kaynatılmış süt ile hazırlanan peynirler tercih edilmelidir. Meyve ve sebzeler bol su ile yıkanarak yenmeli ve bunlara dokunulduktan sonra eller yıkanmalıdır. İçme sularına da bulaş söz konusu olabileceğinden çeşme suyu içenlerin suyu içmeden önce kaynatıp soğutmaları önerilir. Kişisel hijyen ve bakıma özen gösterilmeli, yemeklerden önce ellerin yıkandığından emin olunmalı, ellerin ağza ve göze sürülmemesine azami ölçüde dikkat edilmelidir.


YAZARIN DİĞER YAZILARI